27 Şubat 2012 Pazartesi

Küçükken bu şarkıyı hem dinleyip hem de sarılıp ağlardık onunla.
belki hala yine dinliyoruz. belki hatta ağlıyoruz da. ama sarılamıyoruz..



4 Nisan 2010 Pazar

''yolu yok çekeceksin. isyan etmenin faydası yok, kaderin böyle, yol belli, eğ başını,usul usul yürü şimdi..''
bunca zaman boş dükkana kira ödemişiz meğer..

25 Mayıs 2009 Pazartesi

bakkal şeysi..

Bakkal çocukluğun geçtiği önemli mekânlardan hakikâten..bakkal diye tanımlamazdık ama biz dükkanı..selami derdik.
dükkanın adı yaprak bakkal ama biz selami diyoruz..niye ¿ adamın adı selami..
bakkal defteri vardı bir de..
kötüce yazılmış sıfırlar..

ekmek, vim,bulaşık teli, helva filan yazardı..
selami önce kendi defterine yazar, sonra bizim küçük not defterine yazardı..
iki defter yani..demek kimse bakkala güvenmiyordu.
ibneymiş bizim selami..bak düşününce aklıma geldi şimdi..
ben bakkal olsam bozulurun yani..çift defter..

fakirlerin olurdu dicem ama mahallenin çoğunda vardı..
demek mahallemiz fakirdi.


evde yazdırmaya en çok ben utanırdım. ..niye bilmiyorum ama acayyip utanırdım.elime yumurtaları alır beklerdim..
önce paraları olanlar alışverişini yapsın diye.
senin başka bir şey var ¿ mı diye seslenirdi selami.
içim kıyılırdı..aha borcunu isticek şimdi diye..
ne gerilimdi ama ulan harbiden ibneymiş bizim selami..


bazen peder çağırırdı git selamiden bi tek ikibin al para isterse yazdır.
emir büyük yerden tabi..
yürürdük selamiye bi tekel ikibin derdim..
uzatırdı böyle imalı-imalı..
para nerde ulan gibisinden..yazcakmışsın selami abi derdim..
böyle bi olmaz gibisinden bakışlar altında oflaya poflaya defteri çıkarırdı..
tabi ben de bazen araya kendi ihtiyaçlarımı sıkıştırırdım..selami de kendi kafasına göre yazardı..
aslında o da mutluydu..pederde..bende..
ben araya 2-3 zavazingo sıkıştırmışım pilaçkadan nasıl olsa şeklinde..
peder trink para sallamıcam diye..
selami de iteledim 3-5 diye..

yazdırdıktan sonra selami dönüp babana söyle defter kabardı gibisinden laflar ederdi..
sonra küfür ederdim tabi..küfür doğarcığımı o zamanlarda baya geliştirmiştim..
o kalabalık ortamda rencide etti beni..
hem iteliyo hem de ofluyo pofluyo yazarken diye..
ne yani seloş kaçıyor muyuz ¿ evimiz belli yurdumuz belli..paran mı kalıcak bizde.

neyse yazdırma muhabbetini de geçtim..
her dönem bir moda çıkardı..
sporcu kağıtları vardı.stickerleri biriktirince forma,top mop verilenlerinden..
binbir umutla topardık ama hep eksik bir futbolcu kalırdı..selaminin kulakları çınlardı..
leblebi tozu, oralet, torpil, altına benzeyen sarı yuvarlak çukulota gold muydu neydi..
he birde renkli solucanlar vardı.beyaz maşası bütün heybeti ile dururdu..meybuz alacak para olsun kafi..mümkünse kolalı..kutu kola pahalı..

o tezgah varya o tezgah..zenginlik o tezgaha sahip olmak gibi gelirdi..
ilk gafti deneyimimiz de orda olmuştu..toplu şekilde hurraa çekiyorduk selamiye göt kadar
dükkanda kim ne koyarsa..genelde abuk sabuk şeyler koyardık..
cipsleri mıncık mıncık ederdik içinde bir şey var mı diye..yoksa almazdık yani..

mahallenin piçleri olarak çok şey afiklediğimiz için biz daha dükkana yaklaşmadan kaç paranız var diye bağırdı..
kimin parası varsa onun dükkana yanaşmasına izin verirdi..

Daha sonraları bi nevi çocukluktan sıyrılıp sahici piçlik dönemlerine girince münferit yazdırmaya gidiyordum selamiye..
yaz abi sen haftalığımı vericek babam paslaşırız vs vs..

hep de mırın kırın edip yazmamasına tav olurdum..
ama işimizi görüyordu yani mecburduk..
tersoyduk yapıcak bir şey yok yaz hesaba..

kaçan topumuzu kesme isteğin hiç bitmezdi selami.
en sonunda ayar olup kırmıştım camını.
geçenlerde azrailin peşine düşmüşsün.
toprağın bol olsun selami.
nasıl helallik alıcaz senden bilmiyorum..
gerçi yatacak yerin de yok ama..

şimdi bakıyorum da hepsi endüstriyelleşmeye karşı gelemeyip yavaş yavaş yok oluyorlar, belki de onların tadını çıkararak büyüyen son nesildik...
bu bakkal mevzusu ilginç bir mevzu yeni nesilin yaşıyamayacağı şeylerden biri..
onlar adına üzülüyorum..tansaşa migrosa gidip yaz hesaba diyemicekleri için..

nerden çıktı bu bakkal muhabbeti diyen olursa şurdan çıktı efendim, portmantonun altından ufak bir bakkal defteri çıktı..hüzünlendik tabiyatıyla..
margarin yazıyor,vim yazıyor, peynir, ekmek yazıyor..
nasi bir hüzünlenmekse..böyle işte..

28 Nisan 2009 Salı

su içerken sorulan sorulara kaşla-gözle cevap vermek abes midir ki ¿
sanki başka bi zaman yokmuş gibi sorulmayan sorularla su içerken karşılaştığımda evet, hayır, bilmem, belki gibi kelimelerin anlamlarını kaşla veya gözle belirtme çabası..
su içmeye ara versem ne anlatmaya çalışıyor bu acaba merakı ortadan kalkacak hâlbuki..
ama yok..su içmeye ara veremem o sıra..
cevabı kaşla ve gözle de olsa veririm.ilk önce kaşlarım oynamaya başlar..
karşımdaki anlar biraz..hmm öyle mi der..ve bu zaman da gözlerim devreye girer..ya öyle öyle dercesine kapanır..
öyle naif..öyle saçma..

27 Nisan 2009 Pazartesi

Bu evin camaşır makinesinde muhakkak 1'den fazla çorap teki kaybolur ve kanun geregi asla, kaybolan çoraplar birbirinin eşi değildir..
misal veriyorum..makineye 5 çift corap atılır, ama elimizde iki teki de aynı olan ancak 3 çift kalır.

eringenlikten çift çorabım kalmamış desem yeridir..
kuzum bugün ne yaptım biliyor musunuz ¿
giymeyi düşündüğüm çorabın diğer tekini bulamayınca, birbirinden farklı çoraplar giydim..

babamın yanına uğradım..çalışanlarla ayak üstü sohbet ettik falan..sürekli ayaktayım ama..
oturmuyorumki pantolon katlanıp çoraplar sırıtmasın diye..
çok acayip oldum gerçekten..
o anda vücuduma sanki kötü kedi şerafettin’in ruhu girdi..
''otursanaa'' diyen mayk'ın kelini ısırmamak için kendimi zor tutuyorum..


kasıntı yüzüme vurmuş resmen ''senin gelmişini geçmişini'' dese sırıtarak bakıyorum etrafa..
ifşa olmamak için oklava yutmuş gibi yürümek zorunda kaldım.

umarım kimsecikler farkına varmamıştır..^o)
yarın ilk işim herhangibi tuhafiyeye gidip 3-5 çift çorap almak olucak..
bir daha böyle hatalara düşmem.
"bu gece erken yatıp sabah erken uyanacağım." teorisi henüz kanıtlanamadığından yasa olamamıştır..bu yüzden geç saatlere kadar uyumadan durabilirim..
Yaz kendini yavaş yavaş gösterince haliyle halı saha maçlarını çoğalttık bu aralar..
artistlik yapmazsak olmaz tabi.
sükse yapayım derken ayak bileğimi kırıyodum az kalsın.
soluğu JFK'da almak gibi bir gaflette bulundum..
içeri girdiğimde kolu ve bacağı kırılan, bıçaklanan, araba çarpıp tüm vücudu kanlar içinde telaşla hastaneye gelen kazazedeleri ve onların bir umutla iyi haberlerini bekleyen dostlarını,ailelerini görünce kendi acımı unuttum vallahi.
içim karardı resmen anasını satiyim..
ilk önce kendime küfür ettim..
gereksiz, absürt, basit nedenlerden dolayı bazı şeylere şükretmeyip isyan etmemden dolayı..
o an kendimi onların yerine koydum..
zor gerçekten..Allah kimseyi hastanelere düşürmesin..
biz krem ve sargıyla kurtardık kendimizi..çok şükür önemli bişeyimiz yokmuş..

insanlar çok acımasız o yüzden..her kim olursa olsun..hayatta tek gerçek var o da aile..
ne sevgili, ne başkası..muhakkak bir gün çekip gidiyorlar..
hem de onlara en çok ihtiyaç duyduğumuz zamanlarda, ölümcül bir hastalığın tam ortasında, birdenbire..habersizce..

zaman akıp gidiyor kuzum.. ne yapıyoruz ¿
ailemizi, sevenlerimizi mutlu edebiliyoruz, eğer edebiliyorsak ne mutlu bize..
bi yanımız boş ama olsun be..buna da şükür..

en kısa zamanda bu ufak sakatlıktan iyileşerek takımdaki yerimi almak istiyorum..yeşil sahalardan uzzak kalamam..

23 Nisan 2009 Perşembe

Bugün biraz tembellik yapıp geç kalkayım dedim.
kapı ziliyle uyanıverdim!!kapıcı sandım ilk başta.
bi rahat yok mu bize bu evde.aha geldi yine su isticek diye mırın-kırın yaptım

ayar oluyorum kovaya su doldurmaya..bi ton para veriyoruz hâlbuki..
kendi suyunu kendi doldurup getir be kadın..
yanlış mıyım kuzum ¿
ufak yaşta öğrettiler bana delikten kimin geldiğini görüp kapıyı öyle açmayı..fakat eskisinden farklı artık..
artık sandalye koymuyordum delikten bakmak için.
her neyse bi baktım ki boy-boy çocuklar..trt ankara çocuk korosu edasında.
kapıyı açar açmaz hep birlikte ''biiiz geldiiiiiik'' sesi yankılandı apartman koridorunda..
hani bugün 23 nisan ya.
cin olmadan adam çarpıcaklar..
biz bunları şeker ve kurban bayramlarında yapardık.
23 nisan'da yapılanı da ilk defa görüyorum.ilginç yani..şaşırmamak içten değil..
hani yok ki evde şeker, kandırasın..
fakat bizde tersoyuz..gel de anlat derdini..
kattiyyen de birşeyler koparmadan gitmezler..
kendimden biliyorum en azından..
bozukluklar vardı onları verdim..kuran çarpsın başka da yok ulan param dedim.
bi damardan girdim.
çıkartıp ceplerindeki paraları vericeklerdi yani..
eyvallah abi dediler ve gittiler..
ayakkabımın tekini alt dairelerden birinin kapısının önüne bırakmışlar..
harbi piçsiniz kuzum :)
yine de bu çocuklara birileri hangi bayramlarda bu eylem yapılır öğretsin!!

sonra düşündüm..
bir zamanlar aynı şeyleri biz de yapardık.
açıkçası çok utanırdım..eşlik ederdim arkadaşlara sadece.
kapı ziline basıp arka taraflarda bekleyenlerlendim..
suratım asık bi şekilde.
para vermeyene ne küfür ederdik..
şeker verirlerse de en kalitelisini seçerdik.
paraya nazaran kötünün iyisi sayardık..
poşet poşet toplanan şekerleri yarı fiyatına bakkala satardık.
elde edilen kazançla patlayıcı maddeler alır..
mahalleyi havaya uçurmaya kalkardık.
acayiip duygulandım..
seneler ne çabuk geçiyor..
dolmuşta da bana geçen gözlüklü, temiz kalpli, naif ve iyi aile çocuğuna benzeyen kızan yerini verdi..
genel de okul 1.si falan olur bu modeller.
küfür edesim geldi absürtçe..
ayağım ağrıyodu ama topallar gibiydim.
ondandır dimi ondandır..
bak ağlarım ha.

19 Nisan 2009 Pazar

Bugün hafta sonumuzu boş geçmeyelim, bi yerlere gidip eğlenir hem de zaman geçiririz diye düşündük kankym taner ve vahap amcayla..
vahap amca kafa dengi..muhabbeti de çabası..çok erken yaşta hayatın zorluklarını yaşamış ve kavramış biri..

whatever, bakırköyü karar kıldık..mevsim normallerine göre giyindim..
ulan dışarı çıktım ki yaz gelmiş kuzum..
tekrar evin yolunu tutup üstümü değiştirip ince elbiseler giyindim.

benim bi arkadaşım var biliyor musunuuuuuuuz ¿
hava kapalı olur..kalınca giyinir çıkar dışarı..
akabinde güneş açıverir.
hava açık olur.. aldanıp bu seferde incece giyinir..
yağmur yağar..cart curt..
etraftaki insanlar tarafından ister istemez gözler hep üstünde olur.
amele muammelesi yaparlar..öyle işte..
(kendim için değil kuzum bi arkadaşım için söylüyorum ne üsteliyosun..!!)

mevsim olarak olmasa da harbiden hatunlara yaz gelmiş..
en azından bakırköy'de :)
ellerinde goldenleriyle gezenler, bi kenarda dondurmalarını yiyenler, sahilde oltalarıyla balık tutmaya çalışanlar..fakat bi balık bile yakalayamayanlar...
bir yanda ise yeşilliklerin arasında feysbuk için foto çekme derdinde olanlar..
az çok tahmin ettiğinizi umuyorum hitap ettiğim kesimleri..
ağızlarında sakızı cak cak cak sallayan..''r'' harfini üstüne basarak söyleyen(gelmiyorrrrrrrum) tahminen ''kafe lattee'' manyağı olup aynı zamanda msnde,feysbukta ''kujum, ajqoo,zaaaaa''ağızı takılanlar..
dudakları büzüp tek ayakları havada foto çekiliyorlardı onları izledim biraz.
''kızııım akşam atıyosun banaa bunları tamam muuı, comment bekliyorrrrum ona göre..''
tarzı diyaloglar..

bi mekâna girdik..freddy mercury edasında bi adam karşıladı bizi hoşgeldiniz diye.etrafa bakınıverdim..tam karşımda oturan kız bir yandan gözümün içine bakıyor bir yandan ise çocuğun pipisini tutuyordu..ben utandım kızda hiç bi üslup değişikliği yok..sağıma, soluma, önüme, arkama döndüm heryerde aynı kareyle karşı karşıya geldim..kendimi bi an için 50 cent'in candy shop klibinde zannettim..herkes ''yiyişme'' olayına girişmiş resmen..akabinde terkettik çekimleri..50 cent efendi, seninde vergi borçları yüzünden kıçındaki paraşüt misali pantolonunu alırlar inşaaaallah.(çingene ağzıyla)

bayadır piizoterapiye ihtiyacım vardı..aldık piizleri, çerezleri..indik sahile.
dökdük özümüze..bi güzel piizlendik..
bayadır teetotal takılıyorduk..
iyi geldi bu iyi..